HOŞ GELDİNİZ

***
HAYAT;
ÖĞRENME, BİLME ve PAYLAŞMAKTIR.

***
İNSANLIĞA,YARATICI DÜŞÜNCE İLE BİR NEVİ SERVİS YAPMA VE PAYLAŞMA
SANATIDIR.
***

TÜRKİYE CANIM FEDA

Aralık 2008 iin arsiv

KADIN ZEKASI… KORKUN! :))

Yazan: admin Tarih: Ara 30th, 2008 | Kategori:: MİZAH

 

 

Adam işten çıkmadan önce karısını evden arar; 
-Tatlım, patron bir kaç arkadaşıyla beraber komşu eyaletteki büyük gölde balık avlamaya gidecek, benim de gelmemi istiyor. Bu hafta sonunu orada geçireceğiz. Bu benim terfi almam için iyi bir firsat. Benim için yeteri kadar giysi ve olta takım çantamı hazırlarmısın? Direk ofisten çıkacağız ve geçerken evden çantaları alırım. Ha, yeni ipek mavi pijamamı da koymayı unutma. 
Karısı biraz işkillenir. Fakat kocasının istediklerini yapar. 
Hafta başında adam eve gelir, biraz yorgundur, ama iyi gözükmektedir. Karısı onu karşılar ve çok balık tutup tutmadığını sorar. 
Adam:   Ha, evet epey balık tuttuk. Fakat sana söylediğim pijamayı çantaya koymamışsın. 
Karısı:   Oltanın bulunduğu takım çantasına koymuştum..

Adam:   …


BEBEĞİMİ NASIL MUTLU EDERİM ?

Yazan: admin Tarih: Ara 30th, 2008 | Kategori:: KADIN, çocuk

Bebeğinizin sizin için çok değerli olduğu şüphesiz bir gerçek. Peki ya en değerli varlığınızı mutlu etmenin yollarını biliyor musunuz?

1-) Bebeğinizle birlikte oyun oynamak onun için en büyük mutluluktur. Onunla içinizden geldiği gibi oyun oynayabilirsiniz. Bu hem sizi hem de onu son derece mutlu eder. Onu günlük yaşamınızın içine katabilir, birlikte alışverişe çıkabilir, pusetiyle gezdirebilirsiniz. Sizin rahat ve sakin olmanız bebeğinize de yansır. Yumuşak, parlak renkli oyuncaklar onların mutlu olmalarını sağlar.

2-) Banyo saatleri bebekler için rahatlatıcı ve eğlenceli olabilir. Ancak bazı bebekler banyodan korktukları için sorun çıkarabilir. Oysa uzmanlar bunun anneden kaynaklanabileceği görüşünde. Anne bebeğini yıkamaktan korkuyor olabilir, sinirli hali bebeğe yansıyabilir. Olaya sakin yaklaşırsanız hem bebeğiniz hem de siz banyo saatlerinden keyif alabilirsiniz.

3-) Uyku bebeğin beslenmekten sonra ikinci önemli ihtiyacıdır. Uykusu gelen bir bebek huzursuzluğuyla bunu belli eder. Yorulup uykusu gelen bebeğinizi hemen uyutmaya çalışmak en iyisidir. Büyüdükçe yanına sevdiği bir oyuncağını alıp yatmaktan hoşlanan bebeğiniz, oyuncağını alıp yanınıza geldiyse uyumak istiyor olabilir. Mesajı doğru alırsanız onu mutlu edersiniz.

 4-) Anneler bebeklerinin sevdikleri yiyecekleri bilirler. Zaten bebekler sevdikleri gıdaları kabul edip sevmediklerini reddeder. Yemek konusunda onu zorlamaz, onunla işbirliği yaparsanız yemek saatleri “mutlu saatler” e dönüşür.

5-) Bebeğiniz ilk aylardan itibaren sizin ilginize muhtaçtır. Birlikte geçirdiğiniz dakikalarda ona söyleyeceğiniz sevgi dolu cümlelere cevap veremese bile bu diyalog onu mutlu eder. Onunla konuşurken ara verip size kendince cevap vermesini bekleyin. Bir bakışla, bir gülücükle mutlaka size cevap verecektir.

6-) Minik bebekler dili ve işitme duyuları sayesinde müziğe ve müzik yapmaya yatkındır. Eğer ruh hali uygunsa ona şarkı mırıldanmak onun çok hoşuna gidecektir. Banyo saatlerinde ya da altını temizlerken ona şarkı söylemeniz bebeğinizi çok keyiflendirir.

7-) Bebeğiniz büyüdükçe evi ve etrafı keşfetmek isteyecektir. Ancak bu keşifler sırasında engellenmek onu mutsuz eder. Evde alacağınız bazı önlemlerle onu güvenli ve mutlu bir şekilde etrafı tanımasına yardımcı olabilirsiniz.

8 -) İlk yaşından sonra bebeğiniz sosyalleşmeye başlar. Ancak yeni arkadaşlar konusunda ona baskı yapmamalısınız. Herkesle iyi arkadaş olmak zorunda değildir ve bu onun içine kapanık olduğunu göstermez. Siz nasıl herkesle samimi değilseniz bebeğinizde kendine yakın bulduğu bir ya da iki çocukla arkadaşlık edebilir.

9-) Bebeklerin yaptığı aktiviteler aylarına göre değişir. Üç aylık bebeğin yapacağı aktivite bir yaşındaki çocuğunkinden farklı olur. Bebeğinizi başka bebeklerle kıyaslamayın. Onun en sevdiği oyunları seçerek ona yardımcı olabilirsiniz. Bebekler sevdikleri oyunlardan büyük keyif alır.

 10-) Bebeğinizin mutlu ve huzurlu olması biraz da anne babanın mutluluğuna bağlıdır. Sürekli gergin ve stresli ortamda bebekler de huzursuz olur. Gergin ve sinirliyseniz bunu üzerinizden atın, sakinleşmeye çalışın. Arada bir kendinize de vakit ayırın. Bol bol gülün ve pozitif düşünmeye çalışın. Rahatlamış anne baba, rahatlamış çocuk demektir.   


EVLİLER OKUYUN… BEKARLAR DERS ALIN… ))

Yazan: admin Tarih: Ara 30th, 2008 | Kategori:: AŞK & SEVGİ, KADIN

 (Can Dündar yine üstatlığını konuşturmuş…)
 
  Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum aynı zamanda da… Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan… Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yaşça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi…
Olmaz, yürümez diyor toplum… Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına ‘hot’ dediğinde oturmalı kadın… Ya da yumuşatıyorlar;
-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı…
Eğitimde de böyle… Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layığı…
EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne ‘hot’ dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü…
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,
-’Ooo Can bey kapmışınız çıtırı’ esprilerine muhatap dahi oldum.
EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..
Ne o bana bilmişlik taşladı, ne ben ona ezik baktım… Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran…
Bunu unutmadık biz.
Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sene.
O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o ‘haklısın bitanem…’ dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda ‘ama bi de böyle düşün’ de dedik fikrimizi savunurken.
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta…
Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama…
Sevginin en büyük dostuydu bizim için ‘güven’… Ve güvenin ardına saklanmış bir ’saygı’ vardı daima…
Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede…
Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık…
Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında…
Gece yarısı kapı açıldı eşim;
-’Ne yapıyorsun burada?’ diye sordu kapının eşiğinden, ‘uyuyorum’ dedim buz gibi bi sesle… Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla… ‘kay yana’ dedi daracık yatakta. ‘ne yapıyorsun?’ dediğimde ‘benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim’ dedi…
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek…
Ve bence doğrusu da bu…
Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize…
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede…
Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan…
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence…
Topluma kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de bizim sözlerimizle…
Sadece gönlünüzden geçtiğince…
Dediği gibi Ataol Behramoğlu’nun;
‘…Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…

CAN DÜNDAR

 ” Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir. Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder.
Aşağı çekersin omuzların titrer. Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır… ”


Bir Anneden Öğütler

Yazan: admin Tarih: Ara 28th, 2008 | Kategori:: KİŞİSEL GELİŞİM

Bu başlıktaki ismi taşıyan bir kitap Amerika’da yayınlandı. Türkiye’de ise kitabin içinden seçme sözler derlenerek çeşitli gazetelerde yayınlandı. Aşağıda da bu kitapta geçen tavsiyelerden bir derleme bulunmaktadır.
-Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.
-Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı.
-Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur.
-Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.
-Oturarak başarıya ulasan tek yaratık bir tavuktur.
-Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle.
-Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır.
-Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.
-Şans bukalemun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir.
-”Tarihte en etkili 100 kişi” adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm.
-Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir.
-Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.
-Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.

-Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven.
-Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu.

-Herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor.
-Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.
-Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme!
-Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.
-Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.
-İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.


BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM DEMEYİN!

Yazan: admin Tarih: Ara 28th, 2008 | Kategori:: HİKAYE, KİŞİSEL GELİŞİM

 

Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı.
Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.
Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda’nin gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.
Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu.
Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah’a dua edebilirdi yalnızca. Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı.
“Allah’ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.”
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.
İçlerinden biri “Aranızda lens kaybeden var mı?” diye bağırdı.”
Brenda’nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:
“Allah’ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..”

KISSADAN HiSSE: “BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM” demeyin!..


Uykum vaaar!!

Yazan: admin Tarih: Ara 28th, 2008 | Kategori:: SAĞLIKLI YAŞAM

 

Çoğu uyku hastalığının, insanların sadece uyku kalitesini bozmakla kalmayıp gün içerisinde de ciddi problemlere yol açtığını belirten VKV Amerikan Hastanesi’nden Dr. Sabri Derman konu ile ilgili görüşlerini paylaşıyor.
Vücudumuzun değil, beynimizin dinlenmesi için şarttır. Beynimizin gün içinde en üst düzeyde işlemesi için en verimli şekilde “dinlenmesi” gereklidir. Çoğu uyku hastalığı, insanların sadece uyku kalitesini bozmakla kalmayıp gün içerisinde de ciddi problemlere yol açar. Gün boyunca hissedilen güçsüzlük ve dinlenmeden uyanma, yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, dikkatsizlik, huzursuzluk, sinirlilik, mutsuzluk, dikkat dağınıklığı gibi istenmeyen durumlar sıklıkla bir uyku sorununun belirtileri olabilir. Sağlıklı uyumayan kişilerde öğrenme ve bellek sorunları, akademik başarısızlık, aile ve iş hayatında ortaya çıkan problemler yaygındır. Özellikle çocuklarda ve gençlerde uyku bozuklukları okulda başarısızlıkları ve sosyal uyum sorunlarını tetikler.

 Uyku Apnesi Sendromu: Apne, Yunanca “havasızlık” anlamına gelen bir kelimedir ve uyku apnesi olan hastaların nefesi gece boyunca azalır ve / veya defalarca tamamen durur. Hasta yakınları da şiddetli horlamadan rahatsız olur ve endişelenirler, ama hastanın kendisi çoğu zaman bu problemi fark etmez, hatta kabul de etmez. Gece terlemeleri ve reşü sıktır. Nefes kesilmelerinde genellikle kalbe ve beyne giden oksijen seviyesi ciddi derecede düşer ve bu durum insan hayatını tehdit edecek boyutta olabilir. Uyku apnesi olan hastalarda yüksek tansiyon, kalp krizi ve beyin kanaması riski ciddi derecede yüksektir. Sabah yorgun kalkan ve gün içinde de uyanık kalmada güçlük çeken kişilerin trafik ve iş kazalarında zarar görmeleri çok olasıdır. Bu hastalar kolay kilo almaya eğilimlidir ve çok zor zayışarlar.

Uykusuzluk (İnsomni): Uykuya dalmakta, uykuyu devam ettirmekte zorlanma ve / veya sabahları çok erken uyanmayla ortaya çıkan bir hastalıktır. Tüm dünyada en çok rastlanan uyku bozukluğudur ve yaşam kalitesini sinsice düşüren bir rahatsızlıktır. Zihinsel fonksiyonlarda yavaşlama, keyifsizlik, isteksizlik, depresyon, endişe, sebepsiz huzursuzluk, ağrı eşiğinde azalma, bağışıklık sisteminde zayıflama gibi olumsuz durumlara sebep olabilir. Özellikle gençlerde ve çocuklarda öğrenme ve genel davranış bozukluklarına yol açabilir. Diğer bütün ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların sıkıntılarını abartabilir.

Uyku Fazı Kayması: Uykunun zamanlamasıyla ilgili bir bozukluktur. İçimizdeki biyolojik saatin ayarının bozulması sonucu ortaya çıkar. Uyku fazı kayan insanlar sosyal hayatın gereksinmelerini aksatacak şekilde, uyanık olmaları gereken saatlerde (okulda, işte) uykulu, uyumaları gereken saatlerde (gece yarısı) de uyanık olurlar. “Akşam yatmaz, sabah kalkmaz!” deyimi ile tanımlanabilir. Bazen kalıtsaldır. Çoğu kez vardiya çalışanlarında, düzensiz yatma - kalkma alışkanlığı olan gençlerde, gündüzleri çok uyuklayan yaşlılarda sık rastlanan bir durumdur. Kronoterapi ile düzeltilebilir.

Uykuda Periyodik Uzuv Hareketleri: Yatış saatine doğru özellikle bacaklarda ve kollarda giderek artan bir rahatsızlık, huzursuzluk, çekilme, kasılma, hareket ettirme isteği şeklinde ortaya çıkan ve “huzursuz bacak sendromu” denen, bazen de gece boyunca ayaklarda istem dışı periyodik kasılmalarla kendini belli eden bir hastalıktır. Hastalar ne kadar uyurlarsa uyusunlar sabah uyandıklarında yine de dinlenmemiş ve halsiz olurlar. Bu hastalar insomni hastalarının hemen hemen bütün şikâyetlerini yaşarlar.

Narkolepsi: Ani bastıran ve engellenemeyen uyku atakları şeklinde görülen, genetik kökenleri olan nörolojik bir hastalıktır. Heyecan, endişe, korku, kahkaha atma gibi durumlarda dizlerin bağı çözülmüşcesine kas boşalmaları, uyanıkken rüya görme, karabasan ve kabuslar, uykudan felç olmuş gibi kıpırdayamadan uyanma gibi belirtileri olabilir. Hastalar bulundukları yerde, en uygunsuz durumlarda bile uykuya dalabilirler. Okul yaşındaki çocuklarda ve gençlerde ciddi akademik sorunlara, erişkinlerde ev ve iş yaşamında ciddi sorunlara yol açar.

Uykunuzu değerlendirin:

  • Ne kadar uyursanız uyuyun sabah yorgun ve halsiz mi uyanıyorsunuz?
  • Gün içerisinde uyanık kalmakta güçlük çekiyor musunuz?
  • Bazen şiddetli şekilde horladığınızı ve uyurken nefes almakta güçlük çektiğinizi söyleyen oldu mu?
  • Yatağa gittiğinizde uykuya dalmakta güçlük çeker veya sabah çok erken bir saatte uyanıp tekrar uyumakta zorlanır mısınız?
  • Gün içinde, özellikle hareketsiz olduğunuz zamanlarda karşı konulması zor bir uyku hissi bastırır mı?
  • Gece olduğunda bacaklarınızda özellikle hareketsiz durdukları zaman artan nahoş hisler, gerilme, çekilme, karıncalanma, kasılma gibi durumlar olur mu?
  • Uykunuzda konuşur, bağırır, çığlık atar, bilinçsizce hareket eder misiniz?
  • Daha iyi ve verimli bir uyku uyumak için yapmanız gereken şeyleri öğrenmek ister misiniz?

Eğer bu sorulardan herhangi birini ‘evet’ şeklinde yanıtladıysanız, uyku sağlığınızı değerlendirmek açısından bu konuda deneyimli bir uzmana başvurmanızı öneririz.

 


Saç bakımı için doğal yöntemler

Yazan: admin Tarih: Ara 28th, 2008 | Kategori:: Güzellik, KADIN

 

Hepiniz uzun ve sağlıklı bir saça sahip olmak için onu sürekli kestirmeniz gerektiğini duyarsınız. Aslında sürekli saçınızı kestirmek sadece onun daha kısa olmasını sağlar. Sağlıklı olması ile hiçbir ilgisi yoktur. Saç uzunluğu kafanızın şekli ve genişliği ile orantılıdır ve yeni teknolojilerle bile bunu değiştirmenize olanak yoktur. Sağlıklı ya da sağlıksız saç yoktur. Saçımız aslında ölüdür. Ölü olmasaydı kesildiğinde canımız yanmaz mıydı? Eğer saçlarınızın ucu kırılmamışsa ya da boyama yüzünden hasar görmemişse onu sürekli kestirip sağlıklı ve uzun yapmaya çalışmak yanlış bir şey. Sadece stil değişikliği düşünenler için sık saç kestirilmesi önerilebilir.

Saçınızın sağlıklı olması için yapabilecekleriniz:

- Günlük olarak pahalı olmayan bir Vitamin (One-A-Day) alın.

- Saçınızı fazla taramayın. Sadece gerektiğinde şekil vermek için tarayın.

- Kaliteli bir tarak ya da fırça kullanın. Keskin metal ya da plastik uçlar saçlarınızın uçlarının kırılmasına neden olur.
- Kaliteli saç ürünleri kullanın. Çoğu alışveriş merkezlerinde satılan şampuan ve saç ürünleri aslında birçok kötü kimyasal maddeyi içlerinde bulunduruyor. Mesela ‘ammonium laurel sulfate’ , ya da silikon içeren ürünler saçınızı kurutarak daha kolay kırılmasına neden olabiliyor. İçlerinde birçok koruyucu madde bulunduğunu iddia eden bu ürünler saçınız için aslında en büyük tehlikeyi oluşturuyor.

 - Saçınızı sıkı bantlarla toplamayın. Bırakın rahat kalsın. Bu tür toplama şekilleri de kırılmalara neden oluyor.

Sıcak yağ tedavisi
Kurumuş ve yıpranmış saçları en iyi canlandırma yöntemi zeytinyağı tedavisidir. Saçlarınıza parlaklık vermek ve beslemek için 2 çorba kaşığı zeytinyağını ısıtın. Bunu yavaş yavaş tüm saç derinize yedirin. Sıcak suda ıslattığınız bir havluyu sıktıktan sonra bir türban gibi başınıza sarın. Havlu soğurken bu işlemi iki veya üç defa tekrarlayarak, başın yağı iyice emmesini sağlayın. Sonra saçlarınızı yıkayarak, iyice durulayın. Bu bakım türü, özellikle çabuk kırılan saçlar için çok yararlıdır.

Hintyağı tedavisi
Yarım çay fincanı hintyağını ısıttıktan sonra baş derinizi ovarak saçınızın yağı emmesini sağlayın. Yavaş yavaş tarayacağınız saçlarınızı kaynar suya batırıp sıktığınız havluyla sarın. Bu işlemi yaptıktan sonra yarım saat kadar bekleyip şampuanla yıkayın. Bu tedavi, fazla ince, çabuk kırılan, kuru saçlara iyi gelir.

Zeytinyağı ve bal tedavisi
Yarım çay fincanı yeşil zeytinyağıyla bir çay fincanı süzme balı karıştırın. Bu sıvıyı iyice sallayıp çalkalayın ve bir kaç gün dinlenmeye bırakın. Daha sonra bu karışımı baş derinize ovarak ve tarayarak yedirin. Ancak bu işlemi yaparken tarağın dişlerinin baş derinize batmamasına özen gösterin. Başınıza bir naylon torba geçirerek, başın sıcaklığını muhafaza etmeyi sağlayın. Karışımı başınızda yarım saat beklettikten sonra, saçlarınızı bol suyla durulayın. Bu işlem, koyu renk saçların ışıltılı bir hal alıp parlamasını sağlar.

Protein tedavisi
Yumurta ile yapılacak protein tedavisi hemen hemen her tür saç için uygundur. İki yumurtayı çırpın ve içine yavaş yavaş bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığı gliserin, bir çorba kaşığı sirke (mümkünse elma sirkesi) ilave edin. Saçınızı bir kez şampuanladıktan sonra saçlarınıza bu karışımı sürüp 15-20 dakika bekleyin. Saçlarınızı iyice duruladıktan sonra saçlarınızın çok kısa sürede canlandığını fark edeceksiniz.

Kakao yağı tedavisi
Koyu renk saçlı kişilerin uygulayabileceği bir başka bakım yöntemi ise aşağıda anlatılan bu karışımdır. İçinde su kaynayan genişçe bir tencerenin içine daha küçük bir kabı oturtun. Yarım çay fincanı ayçiçeği yağını, 1 çorba kaşığı kakao yağını, 1 çorba kaşığı susuz lanolini bu ikinci kabın içinde eritin. Bütün bu yağlar eriyince, kabı kaynar suyun içinden alın ve karışımı iyice çırpın. Bu karışımdan 1 çorba kaşığı kadarını alarak buna 1 çorba kaşığı su katın, iyice karıştırın. Bu sıvıyı ovarak başınıza sürün ve bu durumda 15 dakika ile yarım saat arasında bekleyin. Ardından saçınızı yıkayıp durulayın. Bu tedavi koyu renk saçlara yeni bir canlılık ve parlaklık verir.


Bekarlık iyidir!…

Yazan: admin Tarih: Ara 26th, 2008 | Kategori:: KADIN

 

“Bekarlık sultanlıktır” sözü, eskiden sadece erkekler için söylenirdi. Günümüzde ise evlenmek istemeyen kadınların sayısı çoğalmaya başladı. Bu artış sebepsiz olmamalı

GÜNÜMÜZDE erkeklerden çok kadınlar bekar kalmaya hevesleniyor. Kadın nüfusunun erkek nüfusundan fazla olması ise, eş bulmayı güçleştiriyor. Günümüzün çalışan kadınları için evlilik yaşamsal bir önem taşımıyor. İşte size bekarlığın, kadınlar için ne gibi yararları olduğunu anlatıyoruz. Yani bekar kalanlar üzülmesinler:

* Tatil dönemlerinde, evin eksikleriyle uğraşmak yerine arkadaşlarınızla geziye çıkabilirsiniz .

* Televizyonun uzaktan kumanda aleti hep sizin elinizde olur. Futbol maçı izlemek zorunda kalmazsınız.

* Evinizde canınızın istediğini yapabilirsiniz. Düzenli yaşamanız gerekmez.

* Arkadaşlarınızla dilediğiniz gibi telefon sohbeti yapabilirsiniz. Saatlerce konuşmanızda bir sakınca olmaz.

* Haftasonlarını dilediğiniz gibi geçirebilirsiniz. İsterseniz, gün boyu yataktan çıkmayarak, tembelliğin tadına varırsınız.

* Kazandığınız parayı dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz. Hiç kimse size tutumlu olmanızı öğütlemez ve sizi para biriktirmeye zorlamaz.

* Evinizde dilediğiniz dekorasyon değişikliğini yapabilirsiniz. Kimse size karşı çıkmaz.

* Çevrenizde her zaman bir hayran grubu oluşur. Bekar olmanız, erkeklerin ilgisini çekmenizi sağlar. Kısmetiniz hep açık olur.

* Evli arkadaşlarınızdan çok daha fazla davet alırsınız. Evlilerin eğlenmeye fazla zaman ayıramayacakları düşünülür.

* Her yerde dilediğiniz gibi davranabilirsiniz. Başkalarının kurallarına uymak zorunda olmazsınız. Üstelik sizi garip davranışlarınızdan dolayı ikaz edecek kimse de olmaz.

* Her akşam iş dönüşü kan ter içinde mutfağa girmek zorunda kalmazsınız. Canınız istiyorsa yemek yapar, istemiyorsa da yapmazsınız.

* Hiç tanımadığınız kişileri annenizle babanızın yerine koyup, onlara saygı göstermek zorunda değilsiniz. Kayınvalide sorununuzun olmaması sizi rahatlatmalı.

* Her hafta alışveriş listesini alıp, markete koşturmak zorunda kalmazsınız.


Kulaklar neden çınlar?

Yazan: admin Tarih: Ara 26th, 2008 | Kategori:: BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?, SAĞLIKLI YAŞAM

 

Her zaman “Bizi biri anıyor” deriz ama…

Endüstriyel gürültü, yangın alarmları, trafik gürültüsü ve yüksek sesle müzik dinleme gibi çevresel etkenlerin kulak çınlaması rahatsızlığının en sık rastlanan nedenleri arasında yer aldığı bildirildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Oğuz Güçlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kulak çınlamasının çoğu zaman kişilerin normal hayatlarını etkileyecek boyutlara ulaşabildiğini söyledi.

Kulak çınlamasının birçok olası nedeni bulunduğunu, küçük bir kulak kirinin dahi geçici bir süre çınlama yapabileceğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Güçlü, bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi, orta kulaktaki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi, baş, boyun bölgesindeki damar genişlemeleri, denge ve işitmeyi sağlayan sinirde kaynaklanan bir tümörün bu rahatsızlığa yol açabileceğini vurguladı.

Yrd. Doç. Dr. Güçlü, her durum için tedavinin çok farklı olduğunu, yüksek ya da düşük tansiyon, şeker hastalığı, tiroid problemleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler, bazı romatizma ilaçları ile antibiyotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirinin de kulak çınlamasını ortaya çıkarabildiğini söyledi.

Bu tip rahatsızlıkların teşhis ve tedavisinde uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmanın önemli olduğuna işaret eden Yrd. Doç. Dr. Güçlü, şöyle konuştu:

“Kulak çınlaması, çoğunlukla işitme sinirlerinin uçlarında meydana gelen hasarlardan dolayı gelişir. Bu sinir uçlarında meydana gelecek bir hasar, işitme kaybı ve çınlamaya yol açar. Yüksek ses kulak çınlamasının en sık rastlanan nedenidir. Birçok insan endüstriyel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz ya da bunları umursamıyor. Stereo kulaklıklarla yüksek sesle müzik dinlemek riski daha da fazlalaştırıyor.”

Yrd. Doç. Dr. Güçlü, her şeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğunu belirterek, kulak çınlamasından korunmanın yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:

“Kan basıncı sürekli kontrol ettirilmelidir. Tuz alımı kısıtlanmalıdır. Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigara tüketimi azaltılmalıdır. Günlük egzersizler yapılmalıdır. Çok yorulmaktan kaçınılmalıdır. Sesten endişelenilmemelidir, kulak çınlaması insanların sağır olmasına ya da aklını kaybetmesine neden olmaz. Bu nedenle, sesler rahatsız edici, ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edilmeli, olabildiğince yok sayılmasının öğrenilmesi gerekir. Sinirlilik ve gerginlik en aza indirilmeli, stresi kontrol altına alınmalıdır.”

Kaynak: AA


Ağız Sağlığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Yazan: admin Tarih: Ara 26th, 2008 | Kategori:: SAĞLIKLI YAŞAM

 

Diş hekimliğindeki hızlı gelişmeler ve bunların ağız ve diş sağlığına olan olumlu etkilerine rağmen birçoğumuz halen kulaktan dolma bilgileri uyguluyoruz. Halk arasında doğru olduğuna inanılan birçok bilginin aslında yanlış olduğunu belirten Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Onur Öztürk ağız ve diş sağlığı konusunda doğru bildiğimiz yanlışları ve yaptığımız hataları anlattı.

Yanlış: Dişleri sert bir şekilde fırçalamak parlamasına neden olur

Dişleri sert fırçalamak; dişleri temizlemek, parlatmak yerine dişlerin mine tabakasında aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakasının aşınması sonucunda da alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

Yanlış: Eğer dişlerimde görülen bir problem yoksa diş hekimini ziyaret etmeme gerek yoktur.

Dişlerinizde görünen bir problem olmaması diş hekiminize yapacağınız genel kontrollerinizi aksatmanız için bir neden değildir. Bireylerin dişlerinde hissedilen bir rahatsızlık duymadıkları takdirde diş hekimi ziyaretlerini ertelediklerini ancak bu durumda diş hekimlerinin erken teşhiste bulunamayıp, hastaların daha büyük problemlerle karşı karşıya kaldıklarını belirten Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Onur Öztürk, altı ayda bir yapılacak olan diş hekimi ziyaretlerinin ağız ve diş sağlığı için oldukça önemli olduğunu ve ertelenmemesi gerektiğini vurguluyor.

Yanlış: Ailemin dişleriyle ilgili problemi yok dolayısıyla benimde endişe etmeme gerek yok

Ağız ve diş sağlığında genetik özellikler küçük bir rol oynar. Ağız ve dişlerinizin sağlığı sizin onlara ne kadar iyi baktığınızla, ağız ve diş bakımınızı ne kadar düzenli yaptığınızla alakalıdır.

Yanlış: Dişlerimi günde bir kereden fazla fırçalamak diş mineme zarar verebilir

Dişlerinize ve dişetlerinize hasar vermemesi için birçok diş hekimi yumuşak diş fırçaları önerirler. Böyle fırçalar kullandığınız sürece dişlerinizi günde iki kere fırçalamadan dolayı bir problemle karşılaşmazsınız.

Yanlış: Dişleri beyazlatmak için karbonatla fırçalamak gerekir

Dişleri karbonatla fırçalamak beyazlatmanın aksine dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar.

Yanlış: Yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğnemek diş fırçalamak kadar etkilidir

Yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğnemek dişlerinizi temizlemek, nefesinizi ferahlatmak gibi etkileri olsa da plakları temizlemede dişlerinizi fırçalamanın yerini alamaz.

Yanlış: Eğer dişiniz ağrıyorsa ağrıyan dişinizin üstüne aspirin ya da kolonya koyun

Ağrıyan dişinizin olduğu bölgeye asprin ya da kolonya koymak “alkol, aspirin yanığı” denilen komplikasyonlara neden olur.

Yanlış: Diş beyazlatma diş minesine zarar verir

Diş hekimliğinde kullanılan son teknolojiler sayesinde artık dişlerinize yapılacak olan estetik uygulamaların çok kolay ve son derece güvenli olduğunu belirten Diş Hekimi Onur Öztürk estetik uygulamalardan diş beyazlatma işlemini yaptırmak isteyen hastaların bunu diş hekimi kontrolünde güvenle yaptırabileceklerini, diş beyazlatma da kullanılan yöntemlerin diş hekimi kontrolünde yapıldığında diş minesine zarar vermediğinin altını çizmektedir.


site ekle
Site Ekle
LinkBankasi.Net
Toplist