HOŞ GELDİNİZ

***
HAYAT;
ÖĞRENME, BİLME ve PAYLAŞMAKTIR.

***
İNSANLIĞA,YARATICI DÜŞÜNCE İLE BİR NEVİ SERVİS YAPMA VE PAYLAŞMA
SANATIDIR.
***

TÜRKİYE CANIM FEDA

'İŞ DÜNYASI' kategorisi icin arsiv

İş ve Özel Yaşamda Başarının Sırrı; Duyarlılık

Yazan: admin Tarih: Şub 3rd, 2009 | Kategori:: KİŞİSEL GELİŞİM, İŞ DÜNYASI

Pozitif bilimler dediğimiz fizik, kimya, matematik gibi bilim dallarında neden sonuç ilişkisi tüm örgüyü anlamak ve açıklamak için yeterli olsa da, konu insan olduğunda neden sonuç ilişkileri maalesef bir yerden sonra gerekli açıklamayı üretemiyor.

Klasik neden sonuç ilişkisi ile açıklama örneğin şu sorulara cevap bulamıyor;

1)  Nasıl oluyor da, bir iş takımı içinde tüm insanlar aynı eğitim seviyesine sahip olmalarına rağmen bazıları daha ön plana çıkıyor ve daha başarı oluyor,

2)  Nasıl oluyor da, belli bir süre performansı düşük olan bir grup insan, yöneticileri değiştiğinde ya da gruba yeni bir üye katıldığında üstün performanslı bir takım halini alıyor,

3)  Ya da nasıl oluyor da, bir süre öncesine kadar (dış dünya koşulları değişmediği halde) kendimizi işe karşı isteksiz hissederken, bugün içimiz işleri bir an önce bitirmek ve düzenleme isteği ile doluyor.

İşte klasik neden sonuç ilişkisi içinde tam cevap bulunamayan bu ifadeler, işin içine insan duyguları girdiğinde kendi cevaplarını buluyorlar.

Beyin üzerine yapılan araştırmalar şunu söylüyor ki; beyin bilişsel süreçlere paralel olarak duygusal süreçleri de işliyor ve her bilişsel tepki ile birlikte bir duygusal tepki de üretiyor.

İşte bu nedenle iş ve özel yaşamda başarılı olabilmek için bilişsel süreçlere odaklandığımız kadar, aynı zamanda kendimizin ve çevremizin duygusal süreçlerine de odaklanmalıyız. Yani, sadece yapılan işler, rakamlar ve sonuçlarla ilgilenmek sistemi bir yere kadar çalıştırsa da üstün performans elde etmek için bunların ilerisine geçmek, kendi iç yaşantılarımızla birlikte kişiler arası ilişkilerde karşımızdakini iç yaşantılarını anlamaya çalışmalıyız.

Biliyorum, şu anda söylediklerim size biraz yabancı geliyor ancak şöyle bir geriye doğru gittiğinizde;

1) İş arkadaşınızla acı tatlı olayları paylaştığınızda aranızdaki ilişkinin daha iyiye gittiğini,

2) Zor bir gününüzde iş arkadaşlarınızı yanınızda hissettiğinizde günün daha kolay geçtiğini,

3) İş arkadaşlarınızın size samimi ilgi ve desteğini hissettiğiniz iş yerlerinde daha uzun süre çalıştığınızı,

4) Birlikte çalıştığınız ve işe yeni başlayan arkadaşlarınızın sizin samimi desteğinizi hissettiklerinde daha güler yüzlü ve motive olduklarını

Hatırlayacağınızı düşünüyorum.

Ve biraz daha kendinizi zorladığınızda, insanın kendisinin ve çevresindekilerin duygu ve düşüncelerine gösterdiği hassasiyet ve ilgi olarak tanımlayabileceğimiz “duyarlılığın” ne kadar etkili sonuçlar doğurduğuna dair kanıtları arttırabileceğinize inanıyorum.

Peki, iş ve özel yaşamdaki katkısı için örnekleri çoğaltabileceğimiz “Duyarlı” yaklaşımı geliştirmek için ne yapmalıyız?

1) Öncelikle kendi davranış ve tepkilerimiz konusunda düşünmeye başlamak sağlıklı bir ilk adım olacaktır,

2) Kendimizi rahat ve motive olmuş hissettiğimiz süreçler ile bunun tam tersi süreçlerde “Neden böyle?” sorusunu sormak bize yeni ufuklar açacak cevaplar üretmekte yararlı olacaktır.

3) Çevremizdekilerle samimi ilişkiler kurmak için açık ve net girişimlerde bulunmak sağlıklı geri bildirimler almak için önemli bir diğer adımdır.

4) Eleştirilere açık olmak, bu eleştirilerde gerçek paylarını araştırmak kendimize yönelik bakış geliştirmemizde diğer önemli bir adım olacaktır.

5) Son olarak da çevremizdeki insanlarla samimi olarak ilgilenmek ve en önemlisi onları dinlemek, kendimizi onların yerine nasıl bir bakış açısı ile hareket ettiklerini anlamaya çalışmak duyarlılık geliştirme sürecimizde bize yardımcı olacaktır.

 

İlhan Gülertan

 

 


ARADIĞIMIZI BULANA KADAR MUTSUZ MUYUZ?

Yazan: admin Tarih: Oca 2nd, 2009 | Kategori:: İŞ DÜNYASI

Kariyer koçlarının çoğu hala “hangi alanda başarılı olduğunuzu” bulmanın ve “kendinizi tanıdıktan sonra” yeni bir arayışa geçmenizin en doğru yöntem olduğu konusunda ısrarcı.

Oysa, University of California, Riverside tarafından yapılan araştırmalar, kariyer koçlarının bu yaklaşımının eski nesil olduğu ve insanın kendini tanıdıktan sonra harekete geçmesinin akıllı bir yöntem olmadığını gösteriyor.

Hayat değişiyor. Bizlerde değişen dünya ile birlikte değişiyoruz.

İnsanın kendini tanıması uzun yıllar alıyor. Öyle ki, tam kendimizi anladığımızı düşündüğümüzde, kendimizle ilgili farklı şeyler keşfediyor oluyoruz. Aslında keşif hiç bitmiyor… çünkü hayat sürekli bir arayış.

Ne istediğimizi bulmanın en iyi yolu farklı işler denemek. Kendimizi tanıdıktan sonra bir iş seçmeye çalışmak hem vakit kaybı hem de hangi işi daha çok sevdiğinizi zorlaştıran bir teknik.

Arayış içinde olmak hayatın kendisi. Ne aradığınızı bulmanın en iyi yoluysa “denemek”. Deneme süreci her zaman mükemmel değildir. Bazen nefret ettiğiniz işlerde ve iş yerlerinde çalışıyor olabilirsiniz. Hangi iş ve ortamlardan hoşlanmadığınızı öğrenirsiniz. Bazen sevdiğiniz işleri yapar ama belli bir süre sonra sıkılabilir, aradığınızın bu olmadığını düşünebilirsiniz. Bu deneyimlerinizin yanlış yolda olduğunu göstermez. Deneyimleriniz, hayatınızı verimli kılar.

Yükseliş hep yukarı eğimli değildir. Dünyada hiç bir ekonomi sürekli yükselen bir eğilim göstermez. Her yükselişin bir yavaşlayışı olur. Her ürün eğrisinin bir çıkışı birde inişi vardır. Deneyimlerimizde böyledir.

Dolayısıyla, kendinizi tanımanız, hangi işi daha çok sevdiğinizi anlayabilmeniz için beklemektense harekete geçin.

Kaynak:    www.kariyeryolculugu.com


İş Adamlarından Gençlere İş Hayatında Başarı Taktikleri

Yazan: admin Tarih: Kas 18th, 2008 | Kategori:: İŞ DÜNYASI

Zirvedeki zenginlere sorduk:Gençlere başarılı olmak için neler önerirsiniz? Sizin alanınızda başarılı olmak için neler yapmalı? Tavsiyeleriniz neler?

 

İshak Alaton: “ Sizi rahatsız etse de, kendinize, bazı sualler yöneltin.”Aranızda, planlamanın önemini küçümseyecek bulunabilir. İngilizlerin bir atasözünü tercüme etmekle yetiniyorum. “Varacağı limanı bilmeyen yelkenli için hiçbir rüzgar elverişli değildir.” Siz, hedefinizi, arzu ve isteklerinize göre tarif ve tespit edememişseniz, bütün maddi ve manevi servetiniz işe yaramayabilir.

Şimdi derin bir nefes alıp, aynanın karşısına geçin ve uzunca bir müddet gözlerinizin içine bakın. Kendinizi bulmaya ve tanımaya çalışın. Sizi rahatsız etse de, kendinize, bazı sualler yöneltin. Geçmiş günlerde başınızdan geçen bazı nahoş hadiseleri tekrar gözden geçirin. Bunların tatsız neticelerinde, kendi hatalarınızın payının ne kadar olduğu hakkında bazı yargılara varmaya çalışın… Ve bunları düşünürken, mümkün olduğu kadar tarafsız olmaya çalışın. Ne kendinize eziyet edip hep kendinizi suçlamanıza gerek var, ne de kabahati hep başkalarında bulup kendinizden kaçmanıza. Ortada bir yerde olmaya çalışın. Ve en önemlisi, kendinizle bir dostluk kurmaya başlayın.

Bu metodu bir müddet deneyip rahatladıktan sonra, aktiflerinizin bir bilançosunu çıkarın. Rakamlardan ve maddi varlıklardan bahsetmediğimi tabii ki anladınız. Dış görünüş, genel kültür, insanlarla diyalog kurma yeteneği, yabancı dil bilgisi ve yeni bir dil öğrenme yeteneği gibi aklınıza birçok hususlar gelecektir. Bunları alt alta sıralayıp, kendinize göre birer birer not veriniz. Ve bundan sonra hayatınızın kalan kısmını akıllı bir şekilde planlamaya başlayınız. Geçmiş son birkaç sene içinde rüyalarınızla gerçekleşme oranını düşünüp kendinize yeni ve varılabilir hedefler öngörün.

Bugünkü uğraşınız size uygun mu? Size heyecan veriyor mu? Her gün yeni bir şey öğrendiğinizi ve bunları her gün daha iyi kullanıp müspet neticeler aldığınızı hissediyor musunuz? O halde iyi bir yolda başladınız, ancak yabancı dil veya genel kültür gibi bazı eksiklerinizi tamamlamanız gerekiyor…

 

Kadir Has: “ Başarı yolu herkese açıktır.”Yükselirken, yüksek ahlaka önem verdim. Bulunduğum noktaya aklım, azmim, çalışmam sayesinde ulaştım. Bugün ülkemizde, başarı yolu herkese açıktır. Otomobilinizi, emniyetli kullanabilir ve emniyet şeridinde giderseniz, başarıyı yakalarsınız.

 

Asım Kibar: “ Başarının zevkini tattığınız zaman işlerin ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz.”Yürürken sadece yola bakmayınız. Sağa, sola da bakınız. Dünyada neler oluyor etrafınıza bakınız. Daima işinizi geliştiriniz. Müşterilerinize kulak verip, problemlerine yardımcı olun. Çalışanlarınızla yakın ilişki kurun. Onların önerilerine değer verin. Rakiplerinizin olması size onlara yetişmek ve onları geçmek yönünde gayret vermeli. Kimseyle çatışmayın, yolunuza devam edin. Gücünüzü, işinizi daha iyi yapmaya sarfedin. Çalışanlarınıza, müşterilerinize güven verin. Herkes güven duyduğu malı alır, güven duyduğu müessesede çalışır, güvenli müessese ile iş yapar.

Yeni atılım ve teşebbüslerinizi beynelminel kriterlere göre yapın. Hislerinize mağlup olmayın. Herkes çok başarılı ve zengin olmayı ister. Şartlar uygun oluşturulmazsa netice hüsran olur. İstediğiniz kadar değil, oluşturabildiğiniz kadar başarılı olabilirsiniz. Aylık raporlama ve kontrolleri mutlaka yapınız. Rakamlar yanlış söylemez. Nakit akımını iyi ayarlayınız. Dünyada her yıl kurulan 100 şirketten % 80’i nakit akışını düzenleyemediği için iflas eder.

İşletmeler beynelminel rasyolara uygun çalışmalı. Krizler bu rasyoları bozabilir. Ama en kısa zamanda bu rasyolar düzeltilmelidir.

Son önerilerim; dürüst olun, çok çalışın, gelişin, başarının zevkini tattığınız zaman işlerin ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz.

 

Rahmi Koç: “ Bir günden bir güne zengin olunmaz.”Bir defa bir günden bir güne zengin olunmaz; bunu kafalarına koymaları lazım. Piyangodan para kazananların hayatları kaymıştır. Para kazanmak ve refah içinde yaşamak için insanın bir stratejisi olması lazımdır. Strateji donuk, katı bir şey değildir. Esnek ve değişen bir hedeftir. Hedefi iyi tayin etmek lazım. Çok abartılı olan vizyonlar illüzyon olmaya mahkumdur. Vizyonunuzu hangi olanaklar ile elde edeceğinize karar vermeniz lazım.

Gençlerin en önce girişimci olarak mı yoksa profesyonel olarak mı çalışacaklarına karar vermeleri lazımdır. Girişimci olduğunuz zaman küçük havuzda büyük kurbağa olursunuz. Mesuliyet sırtınızdadır. Uykusuz geceler geçirebilirsiniz. Profesyonel olduğunuz zaman da büyük havuzda küçük kurbağa olursunuz. Geceleri nispeten daha rahat uyursunuz. Çünkü işin sahibi değilsinizdir. Bu kararı verdikten sonra hedefler seçeceksiniz.

İş hayatında kendini devamlı eğitmeyi faydalı görüyorum. Çünkü şartlar, bulunduğunuz zemin, ekonomi, politika devamlı değişebiliyor. İşde eğitim önemli.

İş hayatında dürüst olmak şart. Çalıştığınız ülkenin kanunlarına uymak insana itibar getirir. Disiplinli çalışmak gereklidir. Eğlence ise eğlence, dinlence ise dinlence, çalışmak ise çalışmak, hepsi ölçülü olmalı.

Mutlaka aile kurulmalı. Evlat yetiştirilmeli. Mutlaka insanın dinine bağlı olması, büyüklerine hürmet etmesi ve anenelerini unutmaması lazımdır.

Varlık elde ettikten sonra insanın bu varlığını memleketine geri vermesi lazım. Sosyal ihtiyaçları karşılamak, kültür, eğitim ve sağlık alanlarında bu kazandığınız parayı geri vermek gerekir. Zenginliği sokaktaki adama sempatik hale getirmek lazım. Zengini düşman gibi göstermemek gerekiyor. Dostum rahmetli Sakıp Sabancı bunu çok iyi yapardı.

 

Hüsnü Özyeğin: “ Başarılı olmak için neler bildiğinizi değil neleri bilmediğinizi bilmek önemlidir.”İş hayatında başarılı olmak için çok çalışmak, iyi bir lider olarak takımınızı motive edebilmek, neler bildiğinizi değil neleri bilmediğinizi bilmek, insanlardan enerji almak yerine insanlara enerji vermek, kendinizi sürekli yenilemek ve her kademede yönetici ve memurun gerektiği zaman görüşünü almak ve çalışanınızı, müşterinizi, tüm ilişkide olduğunuz insanları sevmek çok önemlidir.

 

Sakıp Sabancı: “Yerimizi alabilecek insan yetiştirmeliyiz.”Hayatta tesadüf, fırsat, şans ancak onlardan yararlanmaya hazır olanların işine yarayabilir. Dikkatli, hevesli, çalışkan, sabırlı ve en önemlisi hedefi olan insan tesadüfleri değerlendirebilir, fırsatları yakalar ve şansı kaçırmaz.

İnsanın tek başına “dünyanın hakkından gelmesi” mümkün değil. Ancak bir vizyonu varsa; bu vizyonunu çalıştıklarıyla paylaşıyor ve onların yüreklerine inanç, azim ve şevk aşılıyabiliyorsa ve en önemlisi aynı hedefi gerçekleştirmeye kendini adamış yetenekli kişilerden oluşan bir “takım” oluşturabiliyorsa başarıya ulaşmak kolaylaşır.

Her fırsatta söylüyorum: Bugün dünyaya baktığınızda her bir ülkede, irili ufaklı ve bir çoğu o ülkeye has problemler var. Zaman içinde bunlardan bir kısmı çözüme kavuşacak; ancak her vakit yeni çözüm isteyen yeni problemler, sıkıntılar olacak. Önemli olan bu problem ve sıkıntıların varlığı değil; o problem ve sıkıntıları çözebilecek basiretli, yetenekli ve yaratıcı insanların var olmasıdır.

Dolayısıyla ister iş adamı, ister politikacı, isterse akademisyen olalım hepimizin en önemli görevi bizim yerimizi alabilecek, kalkınma ve gelişme bayrağını ileri ve yeni ufuklara taşıyacak “insan” yetiştirmektir.

 

Ferit Şahenk: “ Eğitime, gelişime, dinlemeye açık olmanız lazımdır.”Bir kere insanca bir yaşam felsefenizin olması gereklidir. Eğitime, gelişime, dinlemeye açık olmanız lazımdır. Mutlaka bir yabancı dilin getirdiği avantajı da kullanarak yaptığınız işlerle ve tarihle ilgili bir çok şeyi okumanız gereklidir. Çünkü insanlığın tarihi, her ne kadar teknolojik değişimden geçse de belirli bazı temel gerçekleri aktarmak, bunları hissetmek ve bilmekte fayda vardır diye düşünüyorum. Sevginin yanında saygının olması gerekliliğine de önem veririm.

İş hayatında başarılı ve zengin olmayı isteyenlere en başta dünyayı izleyebilmelerini öneririm. İkinci olarak ise, yine tekrarlıyorum, bir yabancı dil öğrenmelerini tavsiye ederim. Üçüncü önerim ise gerektiği zaman hayatın dönüş etaplarını sindirmeleridir. Bu etaplarda tecrübe ve itibar kazanarak yukarı doğru çıkmalarını, yani her zaman asansörle değil bazen de merdivenle yukarı çıkmalarını gerektiğini düşünüyorum.

 

Kemal Şahin: “ Başarıda en önemli etken,insan mefhumunu çok iyi kavramak.”Bir insan başarılı oluyorsa, mutlaka bir şeyleri doğru yapıyordur. Bir kez tesadüfen başarılı olabilirsiniz, bir sene başarılı bir firma olabilirsiniz, iyi para kazanabilirsiniz, ama sürekli başarı için, bazı şeyleri ısrarla doğru yapıyor olmanız gerekir. Ne başarı, ne de başarısızlık tesadüfi değildir.

İyi bir sanayici değilim aslında. Fabrikalarımın bir kısmını yakın döneme kadar ancak 2-3 senede bir ziyaret edebiliyordum. Son zamanlarda bunu “yılda bir”e çıkarabildim. O koca fabrikalardaki makinaların bir çoğunun alımında bizzat bulunmadım ve çoğunun da ne iş yaptığını tam olarak bilmem. Gittiğimde tesisleri hızla gezip, makinalara da şöyle bir göz atarım ve esas olarak makinelerin başındaki insanlarla ilgilenirim.

Tekstilden para kazanıyorum ama kendimi uzman bir tekstil sanayicisi olarak da görmüyorum. Belki iyi bir tüccarım. Nitekim, işe pazarlamadan başlayan, pazardan gelen bir insanım.

Bana göre ticari başarıda en önemli etken, insan mefhumunu çok iyi kavramak, çok iyi işlemektir. İnsanları yönetebilmek, motive edebilmek için gerekli bu. Yöneticinin, duygusal zekası güçlü, insan ilişkilerini iyi bilen bir psikolog olması gerekir. Ben bir psikolog değilim, psikoloji tahsili yapmadım. Ama insanlarla iyi ilişkiler kurarak sosyal yönümü geliştirmeyi başardım.

Başarının öyle efsunlu formülleri, sırları falan yok, birden fazla yolu olabilir. Bizim yolumuz, kesinlikle insanların severek, zevkle, mutlulukla çalışmalarını sağlamaktan geçiyor. Başarıya böyle yürüyorum.

Yönetici adaylarına önerilerime gelince; Hedef yoldur. Her insan konumu ne olursa olsun, kendine makul hedefler koyarak onları yakalamaya çalışmalıdır. Bu şekilde yüksek motivasyonla çalışmak hem sizleri daha iyiye götürür hem de bu yolda ilerlerlerken büyük mutluluklar yaşarsınız.

Düzenli, disiplinli ve planlı çalışan insanlar, içinde bulundukları şartları değiştirerek, mutlaka iyi bir yere gelecektir. Herkes zirveye çıkamaz ama bu şekilde çalışanlar elbet bulundukları noktalardan daha üstlere tırmanabilir.

Bu devirde değişime uyum sağlayamayanlar özellikle global pazarlarda ayakta duramaz. Teknolojik gelişmeleri yakından takip edin. Bilgisayar ve internet dünyasıyla iç içe yaşamayı öğrenin.

Artık bir ya da birkaç yabancı dil bilmek iş hayatında ve günlük hayatında kaçınılmaz bir zorunluluk. Eğer küreselleşen dünyada kendinizi ve firmanızı hedeflediğiniz noktaya taşımak istiyorsanız, dünyanın her yerindeki müşterilere hitap edebilecek konumda olmanız gerekiyor.

 

Saffet Ulusoy: “ Zengin olana kadar zenginlerin yaşantısına özenmeyin.”İş hayatımda yükselirken önem verdiğim şey geçmişi unutmamak, alçak gönüllü olmak, insanlara daha çok önem vermektir.

İş hayatımda bu noktaya gelene kadar çok çalıştım ve çalıştığım insanlarla hep yakın dirsek temasında oldum. Onlardan en yüksek verimi almak için işime erkenden gelerek onlara örnek olmaya çalıştım.

Akşam iş bitiminden sonra bugün neler yaptım, noksan bir işimin kalıp kalmadığının kontrolünü yaparım. Ertesi gün yapacağım işleri aklımdan geçiririm. Tutamayacağım iş sözlerini asla vermem, verdiğim sözlerin de hep arkasında olurum.

Gençlere vereceğim en önemli nasihat: çok çalışmaları, zengin olana kadar kendinden zenginlerin yaşantısına özenmeyip dünya nimetlerinin bir kısmından vazgeçip kazançlarını doğru kullanmayı bilmeleridir. Büyüklerine saygılı olup, onların geçmişte yaşadıkları tecrübelerden en iyi şekilde istifade etmeyi bilmelidirler.

 

Ahmet N. Zorlu: “ Basamakları göremeyenlerin yükselmeleri mümkün değildir.”Daha öncede altını çizdiğim bir gerçek var. “Ne yaparım da patron olurum?” diye yola çıkılmamalı. Başarının temel taşı çalışmak ve bir alanda uzman olmak.

Beni buralara getiren öğrenme hevesim ve çalışma azmim olmuştur. Benim için hedef zengin olmak değil, başarılı olmaktı hep. İkisi birbirinden çok farklı şeyler, dikkat etmeliyiz.

Yapacağın kadar iş alıp o alanda zaman içinde en iyisi olmayı hedeflemek gerek. Basamakları göremeyenlerin yükselmeleri mümkün değil, hızlı çıkanların ise düşmeleri kaçınılmaz

ECE VAHAPOĞLU”NUN “BUGÜN ZENGİN OL” ADLI KİTABINDAN ALINMIŞTIR.


Evliliği geciktiren iki neden; kariyer ve güvence

Yazan: admin Tarih: Kas 13th, 2008 | Kategori:: İŞ DÜNYASI

Erkeklerin kariyer, kadınların ise güvence sağlayacak iş sahibi olduklarında evlilik hayallerini erteledikleri, ideal yaş geçince de fazla seçici davrandıkları için eş bulmakta zorlandıkları belirtildi.

Psikolog Ceyda Subaşı, geçmişte soyun devamı, çocuk sahibi olma, cinsel ihtiyaçları giderme, maddi ve manevi güvence gibi nedenlere bağlı olarak gerekli görülen evliliğe bakışın günümüzde değiştiğini belirtti. Subaşı, UNESCO’nun gençlik dönemini 28 yaşına kadar çıkardığını ve artık Türkiye’de de geçmişte olduğu gibi 18 yaşına kadar evlenmeyen kızlara “evde kaldı” gözüyle bakılmadığını belirtti.

Ekonomik ve eğitim düzeyinin yükselmesinin yanı sıra kadınların çalışma hayatına girerek yaşamsal güvenceye kavuşması, erkeklerin de kariyer sahibi olmalarının evliliği ertelemeye yönlendirdiğini anlatan Subaşı, şunları söyledi: “Kırsal kesimde kadınlar aileden gördükleri baskı, ekonomik sıkıntılar ya da yaşam koşullarının onları mutlu etmemesi arayışa ve en kısa yoldan evliliğe yönlendiriyor. Ancak, büyük kentlerde hem erkekler hem de özellikle çalışma yaşamında olan kadınlarda evliliğe karar verme yaşı artıyor.”

Madalyonun iki yüzü

Subaşı, erken yaşta evliliklerin, çiftlerin kişilik gelişiminin benzer dönemlerden geçmesine, böylelikle birbirine uymada daha esnek, karşılıklı beklentileri yerine getirirken daha toleranslı ve uyumlu olmalarını sağladığını vurguladı.

İlerleyen yaşlarda ise hem kadınların hem de erkeklerin daha seçici davrandıklarına dikkati çeken Subaşı, şunları kaydetti: “Kişi artık ten, saç ve göz renginden fiziksel görüntüsüne, karakteri, aile yapısı ve çevresini kadar birçok konuyu dikkate alıyor. Bu da evlilik zamanının geçmesine neden oluyor. Halk arasında söylendiği gibi (armuda saplı, üzüme çöplü) diyor. Kişiliğin gelişmesi, zamanın ilerlemesi ile bireyler daha seçici hale geliyor. Kafalarında oluşturdukları eş hayalini gerçek yaşamda bulamayanlar bile arayışı sürdürmekte ısrar edince geç kaldığının farkına varmıyor. Ayrıca, ideal evlilik yaşı geçtiğinde, kişinin doğacak çocuklarıyla kuşak çatışması daha yoğun oluyor ve iletişim zorlaşıyor.”

Evlilik neden korkutuyor

Geç kalınan evliliklerde, kişinin yaşam koşullarının değişecek olması, özgürlüğün kısıtlanması gibi gerekçelerin ön plana çıktığını ifade eden Subaşı, “İlerleyen yaşta daha kalıplaşmış bir yaşam ve düşünce şekli karşımıza çıkmaktadır. Yeni bir insanı tanımak, ona güvenmek daha çok zorlaşmıştır. Emek ve zaman istemektedir. Kişinin buna gücü ve isteği kalmamıştır” şeklinde konuştu.

Subaşı, evliliğin insanın yaşamını yönlendiren önemli bir karar, hatta hayatın dönüm noktası olduğuna dikkati çekerek, “Burada önemli olan bireylerin farklı düşüncelerin etkisinde kalmadan tamamen kendi istekleriyle karar vermeleridir” dedi.

Evlilik konusunda ne aceleci ne de fazla karamsar ve geç kalınmamaya özen gösterilmesi, duygusal ve fiziksel etkileşimin mutlaka olması gerektiğini belirten Subaşı, “İyi bir ilişki insanın yaşamını güzelleştirir, yanlış evlilik ise tam tersi etki yapar” uyarısında bulundu.


site ekle
Site Ekle
LinkBankasi.Net
Toplist